82015May

Sinsi Bir Ritm Bozukluğu: Atriyal Fibrilasyon

Çarpıntı anında çekilen basit bir EKG hayatınızı değiştirebilir !

Günlük pratiğimizde hemen en sık karşılaştığımız şikayetlerden biri çarpıntılardır.

Hastalar hemen hemen benzer şikayetleri hissederler ancak her hissedilen çarpıntı aynı cins ve ciddiyette değildir. Kişiden kişiye hatta aynı kişide farklı dönemlerde farklı çarpıntı türleri gelişebilir.

Çarpıntıları kulakçıktan kaynaklanan (supraventriküler ) ve karıncıktan (ventriküler) kaynaklanan olmak üzere ikiye ayırırız. Genel olarak kulakçıktan kaynaklanan çarpıntılar iyi huylu yani yaşamı tehdit etmez iken , karıncıktan kaynaklanan çarpıntıların ise bir kısmı hayatı tehdit edebilen özelliktedir. Ne mutlu ki çarpıntılarımızın büyük kısmı iyi huylu yani kulakçıktan kaynaklanan türdendir.

Çarpıntılar bazen kendiliğinden, bazen de ani stres, enfeksiyon, alkol , aşırı hava değişiklikleri, tiroid bezi bozuklukları , özellikle kalp kapak ameliyatları gibi sebeplerle ortaya çıkabilir. Özellikle mevsim değişikliklerinde bu çarpıntı türü çok sıklaşmaktadır.

Bu çarpıntıların bir kısmı ataklar şeklinde (yani kendiliğinde gelip geçen) olurken, bir kısmı ise tedavi gerektirecek kadar uzun süre devam eder.

İnsan ömrünün uzaması ve tedavilerdeki güncel gelişmeler otuz yıl öncesine göre hastaların ömrünü ve konforunu önemli ölçüde artırmıştır. Bu durum da bazı ritm problemlerini daha sık şekilde görmemize yol açmıştır.

Bunlardan biri, kulakçıklardan kaynaklanan bir çarpıntı türü vardır ki sıklığı yaşlanmayla artan genelde ilk çıktığı anda kişide şikayet oluştururken, bazı kimselerde çok şikayet yapmadan devam edebilir. Bu çarpıntıya ATRİYAL FİBRİLASYON diyoruz.

Atriyal fibrilasyon, beyin felcinin en önemli sebeplerinden biridir. Bu sebeple bazı hastalar ömür boyu kan sulandırıcı haplar kullanmak zorunda kalmaktadır.

Atriyal fibrilasyon, kalbin üst iki boşluğunu (kulakçıklarını) etkileyen çoğunlukla hızlı bazen dakikada yetmiş –seksen atım gibi normal kalp hızında olabilen ve düzensiz atımlarla kendini gösteren , bir ritm bozukluğudur. Bu çarpıntının kişide diğer çarpıntılardan farklı olarak atımlar düzensiz ve farklı kuvvette hissedilir. Bazen tansiyon ölçümlerinde bazı atımların duyulması bazılarının duyulması ile de fark edilebilir.

Kalbin kan pompalamasında ilk ve en önemli belirleyici faktör kalbin doluşudur. Yani kalbin yeterli miktarda kan pompalaması için önce karıncıkların yeterli miktarda kanla dolması gerekir. Bu doluşun % 70 i kendiliğinden damarlardan hücum eden kanla, geri kalan % 35 lik katkı kulakçıkların aynı anda kasılması ile sağlanır.

Normalde kalp önce kulakçık sonra karıncık şeklinde en iyi doluş elde edilecek şekilde programlanmıştır. Bu durum EKG de bir el örgüsü deseni gibi düzenli bir desen şeklinde görülür. Atriyal fibrilasyonda bu desen kaybolur, basit bir EKG de bu durum kolayca ortaya konabilir. (bakınız resim 1 ve resim 2 )


Normal bir ritm

ritm-normal

Atriyal fibrilasyondaki bir ritm

ritm-atriyal


Atriyal fibrilasyon, kulakçıkların düzensiz bir şekilde ve verimsiz çalışmasına neden olur bu da kalbin performansında %30-35 lik bir azalmaya sebep olur. Bu % 35 lik azalma genç yaşta, kalp esnekliği ve performansı iyi kimselerde çok şikayet yapmaz ama kalbi esnekliğini kaybetmiş altmış yaş üstü kişilerde, tansiyon hastaları, kalp yetmezliği ve damar tıkanıklığı hastalarında ve kansızlığı, akciğer problemleri olan kişilerde, yatağa düşürecek kadar ciddi yakınmalar oluşturur, Bu ritm bozukluğu gelişen kişilerde halsizlik, nefes darlığı ,göğüs ağrısı, baygınlık, fenalık hissi hatta bayılma gibi yakınmalar olur.


Atriyal fibrilasyonun kendisi hayatı tehdit edici değildir ancak yaptığı şikayetler ve uzun dönemde yol açabildiği sorunlar nedeniyle tedavi edilmesi gerekir. 48 saatten uzun sürmesi halinde yol açabildiği sorunların en önemlisi, kalbin kulakçıklarının içinde kanın yavaş akmasına bağlı olarak pıhtı oluşması ve bu pıhtının kanla atılarak vücudun beyin, barsaklar , kol veya bacaklar , göz vb herhangi bir atardamarına gidip tıkayabilmesidir. Şah damarlarına pıhtı atılması nedeniyle oluşan beyin felci bu ritm bozukluğunun yol açtığı en önemli ve en korkulan sorundur. Atriyal fibrilasyondaki hastalar , normal kişilere göre 3-7 kat felç geçirme riskine sahiptir.

Her türlü ritm bozukluğunun en basit ve en etkili tanısı; şikayet anında EKG çektirmektir. Ancak zaman zaman gelen çarpıntılarda tanı için 24 saatlik EKG kaydı (Holter) gerekebilir.

Tanı konduktan sonra kişiye göre gerekli tedaviyi düzenlemek için hastanın genel kalp performansını ve altta yatan bir problemin olup olmadığını araştırmak üzere kan tahlilleri, ekokardiyografi ve gerekirse efor vb. diğer testlerdir. 48 saati aşan veya hastanın çarpıntının tam başlangıç zamanını bilmediği durumlarda içinde pıhtı bulunup bulunmadığına bakmak için ,hastaya yutturulan özel bir cihazla yemek borusundan EKO gerekebilir.


Tedavi, çarpıntının başlangıç süresine göre ( 48 saatten önce yada sonra mı ? olduğu pıhtı atma riskini ve tedavi ile düzelme şansını etkilemektedir) ve hastanın o andaki genel durumuna göre ilaçlarla yada kısa süreli anestezi eşliğinde planlanmış bir elektroşokla düzeltmeye çalışma ve kan sulandırıcı ile felç ihtimaline önlem almak şeklindedir. Altta sebepler var ise kansızlık, tiroid bozuklukları, ateş gibi var ise öncelikle onun tedavisi gerekir.

Bazı durumlarda tüm bu tedavilere ,elektroşoklara rağmen ritm normale dönmeyebilir bu durum dünyanın sonu anlamına gelmez , bu durumda kalp hızını hastayı rahatsız etmeyecek seviyelere ilaçlarla düşürmek , ve felci önlemek için kan sulandırıcı vermek hastayı rahatlatacaktır.

Bu çarpıntının kalbin hangi bölgesinden kaynaklandığı uzun yıllar önce bu çarpıntının kaynaklandığı ortaya konmuştur.

Genç ,çarpıntısı arada sırada tekrar eden ve kalp kulakçıkları büyümemiş hastalarda , ritm bozukluğunun başladığı bölge bulunarak kasık damarlarından girilip özel kablolar aracılığı ile tahriş edilerek kalple olan elektriksel bağlantılarını koparılmakta ve kalıcı bir çözüm elde edilmektedir.

Sağlıklı günler dileğiyle . Dr. Zülfikar Danaoğlu