Tanı testleri modern teknolojinin kullanıldığı birçok alanda yaygın olarak kullanılmaktadır. Erken ve doğru tanı ile önemli hastalıkların teşhis ve müdahalesine olanak sağladığı için tıpta çok önemli bir yeri vardır. Önerilen bir tanı testinin verdiği sonuçları kapsamlı ve güvenilir bir biçimde irdeleyebilmek için öncelikle tanı testinin gerçek etkinlik düzeyinin denetlenmesi gerekmektedir.

İyi hekimlikte amaç en az riskle ve ekonomik koşullara uygun, yüksek doğrulukta sonuç verebilecek yüksek performanslı tanı testlerine ulaşmaktır. Eğer tanı testi yeterince yetkin ve güçlü ise kullanılmalıdır.

Tıp mesleğinde bir testin değeri, hasta bireyler ile sağlıklı bireyleri ayırabilme gücü ile belirlenir. Arzulanan bir tanı testinin her hastada bozuk,  her sağlam kişide normal çıkıyor olmasıdır. Yani test  normal kişi ile hastaları tam ayırabiliyor ise bu testin sonucu  çok değerlidir. Ancak günlük hayatta maalesef testlerin büyük çoğunluğu bu ayırımı yüzde yüz yapamaz. Bazı kişilerde hastalık olmadığı halde test bozuk çıkar ( YALANCI POZİTİFLİK) bazı kişilerde ise hastalık var olduğu halde test normal çıkar (YALANCI NEGATİFLİK) .  Kardiyolojide özellikle efor testinde bu durum hem hasta hem hekim tarafından dikkate alınmalıdır.

Efor testi de bir  Ekg çekimidir ama burada normalden farklı olarak  kişi  yürüme bandı üzerinde  yada bisiklet ile zorlanarak, yada ilaçla  hem tansiyonun hem nabzın yükselmesi sağlanır. YANİ KALP  DAMAR SİSTEMİ  EKG ÇEKİMİ EŞLİĞİNDE EN SIK YÜRÜME BANDI OLMAK ÜZERE ÇEŞİTLİ YÖNTEMLER İLE  STRESE SOKULUR !

Nabzın ve kan basıncının yükselmesi kalbin iş yükünü arttırır burada amaç, eğer kalbin beslenmesinde bir sorun var ise o esnada çekilen EKG ye yansıması  (EKG POZİTİF) ya da kişide şikayetin tekrar etmesi (SEMPTOM POZİTİF) beklenir.

Günlük uygulamalarda en sık kalp damarlarında tıkanıklık olup olmadığı için kullanılan efor testi  aslında sadece kalbi veya kalp damar sitemini değil  bununla birlikte solunum sistemini de değerlendirir. İyi değerlendirilen bir efor testi kalbin durumu hakkında bilgi vermek dışında  kişinin egzersiz kapasitesi  yani kondisyon durumu, gelecekte kalp damar hastalıklarına yakalanma riski konusunda da bilgi verebilir.

Her testte olduğu gibi bu testin zayıf noktaları mevcuttur. Diz ve kalça problemleri olanlara, aşırı kilolulara yapılamaz. Benzer şekilde EKG de daha istirahatte iken bile değişiklik varsa yada kişinin nabzını yada ritmini etkileyen ilaçlar kullanıyor ise testin değeri azalır yada değerlendirilemeyeceği için efor testi yapılmaz.

Efor testi sonucunun değeri de kişiden kişiye değişir. Kişinin cinsiyeti, genç ya da yaşlı olup olmadığı şikayetlerinin tipik yani hastalıkla uyumlu olup olmadığı gibi faktörler testin sonucunun değerini etkiler.

Örneğin göğüste yürümekle baskı şikayet ile gelen 50 yaş üstü bir erkek hastada  efor testi bozuk (pozitif) çıkar ise bu büyük ihtimalle kalp damarlarında darlığı gösterir iken  37 yaşında şikayeti olmayan, sigara içmeyen  bir kadında aynı testin pozitifliği büyük oranda yalancı pozitifliktir yani kişi hasta olmadığı halde hastalık varmış gibi görünür.

Benzer şekilde hastada damar tıkanıklığı olması da efor testinin bozuk çıkacağının garantisini vermez. Kabaca söyleyecek olursak tıkalı damarın yanında normal bir damar var ise testin pozitif çıkma şansı artar; ancak tüm damarların içinde daralmalar var olduğu halde efor testi tamamen normal çıkabilir (Dengeli daralma yada beslenmenin dengeli bozulması)

Bu nedenle  test değerlendirilir iken sadece EKG bulguları  değil  hastanın yaşı, cinsiyeti, şikayeti, sigara, diyabet gibi risk faktörleri de göz önüne alınmalı ve buna göre hasta yönlendirilmelidir.