Kolesterol, damar sertliğini başlatan en önemli etken değildir. Tehlikeli olan kolesterolü zararlı şekle dönüştürebilen sağlıksız yaşam tarzıdır..

Benzetmek gerekirse kolesterol sadece damarda dolaşan, vücudumuza gerekli olan bir çeşit yağdır. Siz orada ancak bir kıvılcım ateşlerseniz bu yağ size zarar verir. Bu yüzden kolesterol her şeyden sorumlu değildir. Damar sertliğinden korunmada önce kolesterole değil, damarın iç yüzeyinde hasar oluşturmamaya dikkat etmeliyiz.

Damar sertliğinin en büyük sebepleri olarak diyabet, hipertansiyon, kolesterol ve sigara bildiğimiz klasik damar sertliği sebepleridir. Peki, bunlara sebep olan temel ne? İşte Dünya Sağlık Örgütü, şeker, hipertansiyon ve kolesterol yüksekliğine yol açarak damar iç yüzeyini bozan etkenlere, sebeplere yol açan sebepler olarak bakıyor. Yani şeker hastalığına, tansiyona, fazla kiloya ne yol açıyor. Ona bakmamız gerekiyor

Kalp damar hastalıklarında iş dönüp dolaşıp yaşam tarzımıza gelir

“Kolesterol burada bir göstergedir. Kolesterolü bu konuda tamamen masum olarak görmüyoruz ama tek başına her şeyden de sorumlu tutmamak gerekir. Tek başına kolesterolü sebep olarak görürsek çok eksik tedavi uygulamış oluruz.

Kolesterolün kim için önemli olduğu konusunda kişisel farklılıklar olduğunu belirtmeliyim. Kimi hastada kolesterol önemli iken, bir kısmında önemli değildir.  Çünkü kolesterolün ana etken olduğu ve olmadığı hasta grupları var.

Mesela ailesel kolesterol yükseklikleri var. Bu ailelerin tek özellikleri kolesterol yüksek olmasından dolayı genç yaşlarda baba, kardeş çocuklar birinci derece akrabalarda yirmili otuzlu yaşlarda kalp krizi geçirmeleridir. Tedbir alınmaz ise çoğu 40’lı yaşlara gelemeden kalp krizinden ölüyorlar. Bu aileleri incelediğinizde en göze çarpan bulgu çok yüksek kolesterol (400 -500 lü değerler ) olduğundan dolayı bunu rahatlıkla görebiliyorsunuz. Bu da gösteriyor ki kolesterol tamamen masum değildir.

Kolesterol seviyesi genetiğimiz ve yaşam tarzımızın ortalama bir göstergesidir.

Bu konuda yapılmış bir gözlem bize yaşam tarzının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir Dünyada en düşük kolesterol seviyesine sahip insanlardan biri Kenya’da yaşayan Masai kabilesidir. Bunlar toplayıcı bir kabiledir. Hayvancılık faaliyeti adına sadece bir tür yaban sığırlarına sahipler. Hayvansal yağ ve proteinlerinin büyük kısmını bu hayvanlardan sağlarlar. Onların sığırlarının sütü bizimkilerden çok fazla yağlıdır. Bu sütlerden bol miktarda tüketmelerine rağmen bu insanların doğal ortamlarında da ölçüldüğü zaman toplam kolesterol değerleri 120-130 mg/dl  civarındadır.

Masailer’den bir kısmı Kenya’nın başkenti Nairobi’ye taşınıp biraz daha modern bir hayata geçince ne oluyor ?işte o  zaman kolesterol seviyelerinin yükseldiği gözlenmiş. Çünkü hareket azalıyor ve yemeği bulmaları daha da kolay oluyor. Biraz daha ileri gidip Kenya’dan Avrupa veya Amerika’ya taşınanlarda ise kolesterol seviyelerinin iyice yükseldiği saptanmış. Bu bize genetik kadar yaşam tarzının da ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Onun dışında Japonlar bol bol balık yemelerine rağmen kalp krizi oranı o kadar düşük değildir. Japonya’dan Amerika’ya göçen Japonların kalp krizi oranları artıyor. Amerika’ya göçüp Japon geleneklerini devam ettirenler ile Amerikan tarzı yaşamı kabul eden Japonlar kıyaslandığında bile fark ortaya çıkıyor,  Amerikan yaşam tarzını benimseyenlerin daha çok kriz geçirdiği gözlemleniyor